Placebo’dan Öze Dönüş: Loud Like Love

Placebo dinlediğimi söyleyince bazı arkadaşlarımdan tuhaf tepkiler alıyorum. Neden bu kadar çok ön yargımız var… Herneyse. Placebo dinleyen herkesin bir başlangıç hikayesi vardır. Benim ki lise çağlarımda “Without You I’m Nothing” albümünün kasetini almam ile başlamıştı. Önce “hımm, güzel şarkılar” şeklinde başlamamla beraber bu grubu dinlemenin bağımlılık haline gelmesi çok zaman almamıştı. Gerek müzik anlayışıma, gerekse duygularıma yeni anlamlar katan bu grubu “Meds” albümünden sonra çok dinlemez olmuştum. Placebo bu albümden sonra müziğine bence gereğinden fazla yenilik getirdi. Sadelik biraz ortadan kalktı. Şarkılarda gitarlar biraz arka plana atıldı. Sözler ve müzik birbirine uydurulmak için yazılmaya zorlanmış gibi hissettiğim bazı şarkılar oldu. Ayrıca bu zamanlarda yine benim “Where is my mind” tayfası olarak adlandırdığım normalde çok Placebo dinlemeyen ama bu şarkı çok iyi diyerek Placebo’nun bu şarkıdan ibaret olduğunu zanneden bir rahatsız edici kalabalık ortaya çıktı. Hatta şarkının neredeyse tamamının Pixies grubu tarafından söylendiği versiyonunu Placebo zannedenler bile vardı. Bu kalabalığın şarkıdan sıkıldıktan sonra yavaş yavaş Placebo dinlememeye başladığını görmek beni sevindirdi. Ancak benzer tarihlerde Placebo yine de eskiden içimize işleyen o şarkılarından biraz uzaktı.

placeboloudlikeloveGelelim “Loud Like Love” albümüne. Bana göre Placebo bu albüm ile eski güzel günlerine dönen kapıları aralamış gözüküyor. Şarkılarda eskisi kadar olmasa da gitarlar yine ön planda. Müzik yine içinize fazlasıyla işleyebiliyor bazı şarkılarda. Albümü dinlerken birkaç şarkı dışında sıkılmadım. Tabi burada sıkılmamış olmam albümün hareketli olduğu anlamına gelmez. Gerçekte melankolik şarkıları dinlemek beni hüzünlendirse de mutluluk hormonu salgılamama neden olur. Hareketli şarkılar halen bana çok sıkıcı gelir. Albümün ilk şarkısı olan “Loud Like Love”da Placebo her nefes alışımızın aşkla ve inanmakla dolu olması gerektiğini vurguluyor (her ne kadar şu inanmak kelimesinin anlamını bir türlü çözemesem de). Albümde ilgimi çeken bir diğer şarkı ise “Too many friends”. Hissettiğim şey, şarkının isminin tersine aslında Brian’ın çok yanlız hissettiği. Belki de, yanlız kalmaktan çok eskiye dair ilişkilerini, arkadaşlarını ve hislerini artık silerek yeni ufuklara yelken açma isteği. Biraz Paris sokaklarından dem vuruyor, belki de tüm olan bitenin samanlıkta bir iğne olduğunu ve daha bilemediği birçok insanın hayatına gireceğini söylüyor. Şarkının melodisi ve armonisi insanı oldukça sarıyor dinleyince.

placeborobthebankSöylemeden edemeyeceğim, belki görmüşsünüzdür bu albümün “Rob the bank” şarkısının klibinde Türkiye’deki gezi eylemlerine bir gönderme yapıldı. Üzerinde Türk bayrağı sarılı olan bir heykelin yüzünde gaz maskesi takılıydı. Bu da yaşadığımız bu olayların küresel etkisinin gerçekten ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Dikkat edeceğiniz üzere bu gönderme sürekli Dünya barışı için şarkı söyleyen bir gruptan değil, özel bir müzik grubundan geldi. Bu haliyle gerçekten videodaki bu sahne benim için çok anlamlı. Umarım ülkemiz bir gün doğaya ve insanlara saygı duymayı, zorlamayla yapılan herşeyin her zaman hüsranla sonuçlanacağını bir gün tüm samimiyetiyle öğrenir.

Albümde en çok hoşuma giden şarkı ise “A million little pieces”. Şarkının düzenlemesi ve kurgusu muhteşem. Melodi iliklerinize kadar işliyor ve sözlerle çok uyumlu. Şarkıda Brian, yaşamdaki bazı ilişkilerin çok güzel olabilecekken yapılan küçük hatalardan dolayı yolunda gitmediğinden ve bu nedenle duyulan pişmanlıktan söz ediyor. En sonunda ise sevdiğine hoşçakal diyerek şehri terk ediyor. Aslında şarkıda sevdiği kişiden çok kendi kalbi ile yüzleşmiş.

Bir diğer ilginç olay ise “Bosco” şarkısındaki ilginç kelime oyunu. “I love you more than any man” yani “seni herhangi bir erkekden daha çok seviyorum”. Evet bu sözü duyunca insan afallıyor. Brian için her ne kadar böyle bir söz yazmak çok doğal olsada gözden kaçan bir nokta olduğunu farkettim. İçinde “erkek” ifadesi geçmesine rağmen bu söz her iki cinsiyete de söylenebilir :) Anlamadıysanız bir kere daha okuyun. Bu yazıyı bu güzel nokta ile sonlandırayım.

Görüşmek üzere!

Creative Commons Lisansı
Tolgahan KILIÇOĞLU tarafından yazılan “Placebo’dan Öze Dönüş: Loud Like Love” Creative Commons Attribution 3.0 Unported Lisansı ile lisanslanmıştır. Paylaşmak istediğiniz taktirde lütfen bu sayfanın adresine atıfta bulununuz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir