Bir sessiz kopya skandalı

Okulumuza bütünleme sınavları da geldi. İyi mi oldu kötü mü oldu bilemem. Ancak üniversitelerde yapılan değişikliklerin dersi daha iyi öğretmeden çok “öğrenci geçemiyor tüm derslerden kalıyor, geçmelerini nasıl sağlayabiliriz” mantığıyla yapıldığı izlenimi uyanıyor bende. Oysa ki sorun neden geçemediklerini sorgulamak değil mi? Ne hikmetse getirilen bu yeni sistemler daha fazla öğrencinin dersi daha az öğrenip dersten kalmasına neden oluyor.

3228315973_a4294c8516_o
CC Licence Author: http://www.flickr.com/photos/mrfishersclass/3228315973/

Geçen hafta bir dersin bütünleme sınavına girdim. Ufak bir matematik anfisi verilen sınava yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 60 öğrenci girdi. Ben biraz panikledim. Bu kadar öğrenci nereye oturup da sınava girecek diye. Ancak dersin hocası içeri girdiğinde onun benim kadar paniklemediğini farkettim.

Öğretmenim bu sınav için başka bir sınıf verilse daha iyi olmaz mıydı? Öğrenciler hem arka arkaya hem de neredeyse yanyana oturuyorlar. Burada nasıl sınav yapacağız?

diye sordum. Hocanın cevabı çok ilginçti: “hocam siz çok sorun etmeyin, rahat olun”. Bir an için ne diyeceğimi şaşırdım, çünkü hocanın ne demek istediğini tam anlayamadım. Ardından sınav başladı. Öğrencinin biri yanındakinin kağıdına ufaktan ufaktan bakmaya başladı. Ben de kendisini sessizce uyardım. Ancak baktım ki gözümün içine baka baka devam ediyor, ben de bir daha gördüğüm taktirde kağıdını alacağımı söyledim. Ardından hoca yeniden yanıma geldi ve seslice “Hocam gerçekten çok yorulmayın, hiç gerek yok. Bu çocukların hepsi iyi çocuklar, güzel güzel soruları yaparlar” dedi. Bu sanırım bir araştırma görevlisinin en sinir olduğu durumlardan biridir.

Aradan bir süre geçtikten sonra herkes yavaş yavaş yanındakinin önündekinin kağıtlarına gayet açık bir şekilde bakmaya başladı. Ben hiçbir tepki vermedim. Sadece yapmamaları için gözlerinin içine bakıyordum ancak hiçbirinin umrunda değildi. Ardından fısıldamalar başladı. Hoca, uyarmayı bırakın, kendisinin çağıran öğrencilerin yanına gidip yapamadıkları sorulara yardım ediyordu. Kağıdını alacağımı söylediğime mi yanayım, o sınavın gözetmeni olduğuma mı yanayım bilemedim. Herkes çok güzel sınavını bitirdi, kopya herkese ulaştırıldı ve bütün sınıfın yüksek not alması sağlandı. En kötüsü bu dersin hocası sınavda neredeyse göbek atıyordu. Meğersem verdiği bu dersi bir daha açmayacakmış ve onun sevinci içerisindeymiş. Tabi kimsenin dersten kalması işine gelmezdi bu durumda. Herkes geçmeliydi. Yoksa bu zavallı hoca yeniden ders anlatmak veya en kötüsünden yeniden sınav hazırlamak zorunda kalacaktı.

Peki ne mi oldu?.. Bu girdiğim sınava 1. ve 2. sınıflar karışık olarak girmekteydi. Yani üniversite eğitiminin başında insanlar. Bu sınav sayesinde paylaşmayı ve arkadaşlığı öğrendiler. Bir işi kolay yoldan bitirebilmek için en kısa yolu bulmayı öğrendiler. Başarılı olmak için çalışmaya gerek olmadığını, çalışan başkalarının yaptıklarını çalarak da başarılı olunabileceğini öğrendiler. Bunu ileride adet ve hatta alışkanlık haline getirip yeni nesillere aktaracaklar. Aynı zamanda hocalarını da çok sevecekler ve hep hatırlayacaklar. Bu hocamıza üniversitemizin başarı yüzdesini arttıran bu güzel tekniği bana gösterdiği ve öğrencilere de öğrettiği için çok ama çok teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir